İdarecilik zor iştir. Hele kamu yönetimi hepten zordur. Valilik koltuğuna oturan kişinin bu zorlukları göze alması ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir.
Geçenlerde bir ilimizin valisi başbakana olan hayranlığını ifade etti. Van minüt çıkışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Mülkiyeli bir kişi olarak bu konuda kalem oynatmak bize farz oldu.
Eğer bu iktidar sahipleri Allah’tan korkuyor ve kul hakkından sakınıyorsa, iktidar partisine hayranlığını afişe eden bu valiyi derhal görevden almalı ve olabiliyorsa milletvekili olarak partisine hizmet ettirmelidir.
Her valinin emekliliğe doğru gönlünde vardır milletvekilliği. Çünkü bir ilin en tepesinde iken emekli olup da bir köşeye çekilmeye razı olmak zordur.
Geçenlerde bir kaymakama işim düşmüştü. Ben mülkiyeyi bitirirken kendisi kısa pantolonla gezen kaymakamın havası, afrası ve tafrası beni hayrete düşürmüştü.
Gerçi biliyordum koltuğun tılsımını. Ama müşterek bir dostumun ricası ile gitmeme rağmen davranışlarındaki makam sahiplenmesi üzücüydü.
Gelelim mülki idare amiri vali gibi değil de iktidar partisi görevlisi gibi konuşan sayın valiye.
Bugün bu iktidar var yarın başkası olacak. Valiler bulundukları koltukta siyasi partilere karşı ölçülü ve dengeli durmak zorundadır. Partizanlığı seven o koltuktan kalkmalıdır.
Dedik ya, hükümet o valiyi görevden almalı milletvekili yapmalıdır. Ama bunu yapmıyor ve o valiyi koltuğunda bırakıyorsa, o ilde iktidar partisinden olmayan hiç kimsenin, valiye güveni kalmayacaktır.
Halkın tarafsızlığına güvenmediği valinin varlığı hem o il’e, hem hükümete hem de devlete zarar verecektir.
Valiler iktidar partisi görevlisi gibi konuşamaz, davranamaz.
Hükümetin icraatı valinin hoşuna gidebilir de gitmeyebilir de. Eğer istiyorsa siyasete atılır. Yanlış bulduklarını düzeltmek veya hoşuna gidenleri desteklemek işte o zaman hakkıdır.
Tek parti iktidarlarının büyüsüne kapılmadan, her siyasi görüşe eşit mesafede olmak valinin asli görevidir. Bakalım iktidar bu konuda duyarlı olacak mı?.
Bu haber 262 defa okunmuştur.